Bağırsak Kanseri

Bağırsak Kanseri

Bağırsak Kanseri Ne Sıklıkta Görülür?

Kalın bağırsak veya kolon kanseri, dünyadaki en yaygın kanserler arasında yer alır ve yaklaşık her 2,000 kişide bir görülür. En sık 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve cinsiyet farkı gözetmez. Kalın bağırsak su ve yararlı olan besinlerin emildiği bir organdır. Son 15 yılda, tarama testlerinin artması ile kalın bağırsak kanserleri erken evrede belirlenmekte ve ölüm oranları da düşmektedir. Kalın bağırsak kanserlerinin % 70’i kalın bağırsağın sol yarısında, % 25’i sağ yarısında ve % 5’i ise her iki yarısında da (senkron tümör) yer alır. Kalın bağırsak kanseri;  erkeklerde prostat kanseri ve akciğer kanserini takiben üçüncü sırada ve kadınlarda ise meme kanseri ve akciğer kanserini takiben yine üçüncü sırada görülen kanser türüdür ve yaşam boyu bağırsak kanserine yakalanma riski ortalama % 5’tir.

Senkron Ve Metakron Kalın Bağırsak Kanseri Ne Anlama Gelir?

Bağırsakta eş zamanlı olarak iki farklı bölgede kanser belirlenmesine ‘’senkron bağırsak kanseri’’ adı verilir ve bu tür tümörlere ortalama % 7 oranında rastlanır. Buna tipik bir örnek eş zamanlı olarak, kalın bağırsağın hem sağ yarısında, hem de rektum bölgesinde kanser olmasıdır. Kalın bağırsakta, farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde kanser çıkmasına ise ‘’metakron bağırsak kanseri’’ adı verilir.

Rektum Kanseri Nedir?

Kalın bağırsağın son kısmında ortaya çıkan kanserlere ‘’rektum kanseri’’ ve geri kalan bölümlerinden kaynaklanan kanserlere ise bağırsak kanseri adı verilir.

Bağırsak Kanseri Kısa Sürede Mi Gelişir?

Bağırsak kanserinin gelişmesi, ortalama 10 yıl (5-15 yıl) kadar bir süre alır. Olguların % 60’ı bağırsak içindeki polip adı verilen iyi huylu urlardan veya iltihabi bağırsak hastalıklarından gelişirler. Düzenli olarak yaptırılan kolonoskopi tetkiklerinin özellikle polip zemininde gelişen bağırsak kanseri olgularını önlemedeki rolü büyüktür.

Kimler Bağırsak Kanseri Açısından Risk Grubundadır?

  • Yaş: 50 yaşın üstündeki kişiler
  • Ailevi: Ailede birinci derecede akrabalarda, bağırsak kanseri olan kişilerde risk 1.8 kat artar.
  • Ailevi Polipozis Hastalığı: Familyal adenomatozis polipozis – FAP, Lynch sendromu (HNPCC veya kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser) olgularında ise bağırsak kanserine ek olarak rahim kanseri veya yumurtalık kanseri de bulunur.
  • Peutz-Jeghers sendromu olan hastalarda yaşam boyu % 20 oranında bağırsak kanseri gelişme riski vardır.
  • Yüksek yağ ve kalorili (özellikle hayvansal yağlar) diyetle beslenen kişiler
  • Düşük lifli diyetle beslenme: Sağlıklı bir beslenmede günde 20-35 gr arasında lif tüketilmelidir. Bingham ve ark. çalışmasında, günde 17 gr’dan az lif tüketenlerde bağırsak kanseri riskinin arttığı saptanmıştır.
  • Kırmızı et: Her gün düzenli kırmızı et tüketimi ile bağırsak kanseri riski 1.5 kat artar.
  • Bağırsak polipleri veya kanseri olan kişiler
  • Yumurtalık, rahim veya meme kanseri öyküsü olan kadınlar
  • İltihabi Bağırsak Hastalığı: 10 yıldan uzun süreden beri iltihabi bağırsak hastalığı varlığında, bağırsak kanseri riski 2-3 kat artar.
  • Obezite: Aşırı kilolu olmak ve spor yapmamak, kalın bağırsak kanseri riskini 1.5-2 kat arttırır.
  • Şeker hastalığı: % 40 oranında riski arttırır, aynı şekilde insülin direnci olması da riski arttırır.
  • Sigara tüketimi
  • Alkol: Düzenli olarak günde 10 gr alkol tüketimi ile kalın bağırsak kanseri riskinin 1.5 kat arttığı belirlenmiştir.
  • Uzun süreli olarak gece vardiyasında çalışmak
  • Safra Kesesinin Alınması: Safra kesesi alınması (kolesistektomi) ameliyatından sonra bağırsağa kanser açısından risk oluşturan safra asitlerinin geçişi artar. Safra kesesi alınan hastaların, bağırsak kanserinden korunmak için, liften zengin beslenmeleri, kırmızı eti haftada 500 gramın altında tüketmeleri ve düzenli olarak 5-10 yıllık aralıklarla kolonoskopi tetkiki yaptırmaları önerilmektedir.

Tüm bu verilere rağmen, bağırsak (kolon) kanseri ve rektum kanseri gelişen kişilerin % 75’inde hiçbir risk faktörü belirlenmemiştir.

Bağırsak Kanseri – Düşük Risk Grubu

  • Kişisel veya ailesel bağırsak kanseri öyküsünün olmaması
  • Birinci derece akrabalarda bağırsak kanseri öyküsünün olmaması
  • Birinci derece akrabalardan birisinde 45 yaştan sonra bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Bu gruptaki kişilere dışkıda gizli kan testi ve kolonoskopi önerilir.
  • Bu grupta risk altında olmayan kişilere oranla iki kat risk bulunur.

Bağırsak Kanseri – Orta Risk Grubu

  • Birinci derece akrabalardan birisinde 45 yaştan önce bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Birinci derece akrabalardan ikisinde yaştan bağımsız olarak bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Bu grupta risk altında olmayan kişilere oranla altı kat risk bulunur.
  • Bu gruptaki kişilere 35-40 yaş civarında kolonoskopi önerilir ve 55 yaş civarında tekrarlanır.

 Bağırsak Kanseri – Yüksek Risk Grubu

  • Aile bireylerinden birisinde ailevi polipozis hastalığı olması (familyal adenomatozis polipozis – FAP)
  • Aile bireylerinden birisinde HNPCC (kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser veya Lynch sendromu) bulunması
  • Üç veya daha fazla birinci ve ikinci derecede akrabalarda kalıtsal bağırsak kanseri olması
  • Bu gruptaki kişiler % 50 gibi risk altındadır.

Bağırsak kanseri sıklıkla 50 yaştan sonra belirlenir. Olgularının sadece %0.1’i 20 yaştan genç, %1.1’i de 20-34 yaş aralığında, %4’ü 35-44 yaş aralığında ve %13.4’ü 45-54 yaş aralığındadır.

HNPCC Veya Kalıtsal Nonpolipozis Kolorektal Kanser İle İlişkili Tümörler Hangileridir?

Bu gruptaki hastaların %80’inde bağırsak kanseri, %40’ında rahim kanseri, %15’inde mide kanseri, %12’sinde yumurtalık kanseri ve %5’inde idrar yolları kanseri bulunur.

Bağırsak Kanserinden Nasıl Korunulabilir?

  • Düzenli olarak 40 yaştan itibaren dışkıda gizli kan testi (yılda bir kez), bağırsak röntgeni, sigmoidoskopi (5 yılda bir kez), kolonoskopi (10 yılda bir kez) veya sanal kolonoskopi gibi tarama testlerini yaptırmak yararlıdır. Geçmişte 50 yaştan sonra düzenli olarak önerilen kolonoskopi tetkiki, 45 yaştan sonra bağırsak kanseri riski başlaması nedeni ile birçok Amerikan derneği tarafından 40 yaştan sonra yapılmaya başlanmıştır.
  • Diyet düzenlemesi: bol miktarda posa bırakan baklagiller, sebze, meyve, süt ve sarımsak tüketilmesi, aşırı yağlı gıdaların kısıtlanması ve kırmızı et tüketiminin en fazla bir avuç büyüklüğüne dek kısıtlanması (kalın bağırsak kanseri riskini % 40 azaltır). Sebze, meyve ve lifli gıdaların tüketiminin azalması ile birlikte bağırsak kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Birçok çalışmada belirtildiği gibi, bağırsak kanseri olgularının % 50’sinde ana neden olarak diyet ve yaşam şekli belirlendiğinden, alınacak önlemlerin önemi daha da belirgin hale gelmektedir.
  • Probiyotikler: Canlı bazı mikropların (bakteri) katkı olarak veya gıdalarla (yoğurt, ayran, keçi sütü, süzme peynir, kefir, turşu, zeytin, nar ekşisi, sirke, şalgam, bitter çikolata) alınmasıdır. Bağırsakta yer alan yararlı bakterileri arttırarak, bağırsak kanserini önledikleri yönünde bazı çalışmalar olmakla birlikte, bu etki henüz bilimsel olarak kanıtlanamamıştır.
  • Düzenli olarak günde 30-60 dakika arası spor yapmak (bağırsak kanseri riskini % 40 azaltır)
  • Düzenli folik asit, kalsiyum ve D vitamini içeren multivitamin kullanmak
  • Kadınlarda menapoz sonrasında hormon tedavisi almak
  • Sigaradan uzak durmak çok yararlıdır.
  • Ailede bağırsak polibi veya kanseri öyküsü olanların, genetik danışmanlık alması ve bu tür testleri (p53 mutasyonu taraması) yaptırmak

Bağırsak Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

  • Dışkıda kan görülmesi: Dışkı parlak kırmızı veya koyu siyah renk alabilir. Bağırsak kanseri olgularının % 45’inde gözle görülebilen kan ve diğerlerinde ise % 55 oranında dışkı tetkikinde gizli kan mevcuttur.
  • Karın ağrısı: % 30 oranında kramp şeklinde aralıklı gelen karın ağrısı belirtisi mevcuttur.
  • Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik: Hastaların yaklaşık % 25’inde bir haftadan uzun süren kabızlık ve ishal dönemleri yada dışkı çapının incelmesi gibi farklılıklar olabilir.
  • Zayıflama: Hastaların % 15’inde nedeni açıklanamayan kilo kaybı olur, sıklıkla toplam ağırlığın % 10’u kadar eksilme söz konusudur.
  • Kansızlık: % 15 oranında görülür. Nedeni açıklanamayan bir şekilde demir eksikliği, merdiven çıkma ve yokuş çıkma ile kolayca nefes nefese kalma ve halsizlik gelişir.
  • Bağırsak tıkanıklığı: Hastaların yaklaşık % 10’unda büyüyen tümörün, bağırsak geçişini engellemesi nedeni ile bağırsak düğümlenmesi oluşur. Bu durum uygun olgularda kolonoskopi yolu ile geçici olarak şemsiye şeklinde bir ‘’stent’’ yerleştirilerek veya ameliyat ile düzeltilebilir.
  • Makat ağrısı: % 5 oranında rastlanır.
  • Bağırsak delinmesi: Olguların % 3’ünde tümör tıkanıklık ile birlikte bağırsakta delinmeye yol açar ve bu durumda karın zarı iltihabı (peritonit) ve karın içinde apse oluşumuna neden olduğundan acil ameliyat gerektirir.
  • Dışkının tam olarak boşalamaması
  • Yakınma yok: Hastaların yaklaşık % 3’ünde hiçbir yakınma yoktur ve kolonoskopi, sanal kolonoskopi, vb. tetkikler sırasında rastlantısal olarak belirlenir.

Dışkıda Değişiklik Nasıl Anlaşılır?

Dışkı çapının incelmesi, şeklinde ve sıklığında değişiklik, dışkıda kan olunca dikkate alınmalıdır. İdeal olarak kişinin günün aynı zaman diliminde dışkılaması beklenir, ancak kabızlık, ishal, seyahat, hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı ile bu ritimde değişiklikler olabildiği bilinmektedir. Liften zengin beslenen, günde 2 Lt civarında su içen ve düzenli spor yapan kişilerde dışkılama eylemi daha kolaylıkla gerçekleşir. Hareketsizlik, yaşlanma, bazı ilaçlar, hipotiroidi vb. hastalıklar kabızlığa eğilim yaratmaktadır.

Bağırsak Kanseri Nasıl Teşhis Edilir?

1.Makat muayenesi

2.Dışkıda gizli kan testi: Hassasiyet oranı % 80 civarındadır. Bağırsak kanseri olgularında dışkı parlak kırmızı veya koyu siyah renk alabilir. Olguların % 55’inde gözle görülebilen kan ve diğerlerinde ise dışkı tetkiki ile belirlenebilen gizli kan mevcuttur. Dışkısında kan görülen bir kişide hemen bağırsak kanseri olduğu kanısına kapılmamak gerekir. Hamilton ve ark. 2009 yılında gerçekleştirdikleri çalışmalarında, dışkısında kan görülen kişilerin % 3’ünden azında bağırsak kanseri mevcut olduğunu belirlemişlerdir. Van der Meulen ve ark. 2016 yılında gerçekleştirildikleri çalışmada, bağırsak kanseri olgularının % 35’inde dışkıda gizli kan testinde kan bulunmadığını (negatif test sonucu) saptamışlardır. Bu nedenle, dışkıda gizli kan testinde kan bulunmaması, bağırsak kanseri olmadığının kesin kanıtı değildir. Bu anlamda tarama amaçlı kullanılan en etkin tetkik yöntemi halen kolonoskopi olarak kabul edilmektedir. Ancak, ek olarak sanal kolonoskopi ve kapsül endoskopisi gibi gelişmiş tetkik yöntemleri de mevcuttur.

3.Dışkıda gizli kan testi:Sadece makat kanalının ışıklı bir aletle incelenmesi

4.Rektoskopi (proktoskopi): Kalın bağırsağın rektum adı verilen son kısmının endoskop adı verilen ışıklı (metal veya yumuşak yada fleksibıl) bir aletle incelenmesidir.

5.Sigmoidoskopi: Kalın bağırsağın sadece makata yakın olan sol yarısının endoskop adı verilen yumuşak ya da kıvrılabilir (fleksibıl) ışıklı bir aletle incelenmesidir. Segnan ve ark. İtalya’da 34,292 kişi sigmoidoskopi ile incelenmiş, ve bağırsak kanseri sıklığının % 20 civarında ve bu yöntemle kansere bağlı ölümlerin % 40 civarında gerilediği saptanmıştır. Benzer şekilde Schoen ve ark. ABD’de 154,900 kişi üzerinde gerçekleştirdikleri çalışmada, 5 yılda bir sigmoidoskopi tetkiki ile bağırsak kanseri riskinin belirgin şekilde azaldığı sonucuna varmışlardır.

6.Kolonoskopi: Kalın bağırsağın tamamının endoskop adı verilen yumuşak yada fleksibıl ışıklı bir aletle incelenmesidir.

7.İlaçlı kalın bağırsak filmi: Bağırsak grafisi, bağırsak röntgeni, kolon grafisi, lavman opaklı kolon grafisi

8.Sanal kolonoskopi: Bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme ile araştırma

9.Bilgisayarlı tomografi: Bağırsak (kolon) kanseri ve rektum kanseri evrelendirilmesinde yaygın olarak kullanılır.

10.Kan testleri: Tümör marker ile araştırma (CEA, Ca 19-9)

11.PET/CT: Kanserin diğer organlara yayılımını araştırmak ve bağırsak kanserli hastaların nüks açısından takibinde kullanılır

12.Genetik testler: Bazı genetik testler ile bağırsak kanseri riski anlaşılabilir. Burada araştırılan genler EPCAM, MLH1, MSH2, MSH6, PMS2, MUTYH, APC, BMPR1A, SMAD4, PTEN ve STK11’dir. İngiltere’de bu tetkiklerin maliyeti 1,500 sterlin tutmaktadır ve bu tetkiklerde şüpheli bir sonuç bulunması durumunda, kolonoskopi yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, medyada belirli aralıklarla yer alan ‘’kolonoskopi korkusuna son’’ veya ‘’kolonoskopi artık tarihe karışıyor’’ gibi sansasyonel haberlere pek itibar etmemek gerekir. Kolonoskopi, halen bağırsak kanserinin tanısı ve takibinde dünya genelinde altın standart olmaya devam etmektedir. Günümüzde, bağırsak kanseri açısından genetik test sadece şu durumlarda önerilmektedir:

13.10’dan fazla bağırsak polibinin varlığı

14.Bağırsak poliplerine ek olarak farklı tümörlerin varlığı

15.Birinci derecede akrabalarında bağırsak kanseri varlığı

Bağırsak Kanseri Nasıl Yayılır?

Bağırsak kanseri, direkt temas yolu, lenf, kan veya karın zarı (periton) yolu ile yayılma, sıçrama, atlama veya metastaz yapabilir. Vakaların % 30’unda lenf bezi tutulumu mevcuttur. Hastaların % 50’sinde karaciğere ve % 10’unda ise akciğere yayılma (metastaz) görülür.

Bağırsak Kanserinin Tedavisi Nasıldır?

Bağırsak kanseri tedavisinde sıklıkla Gastroenteroloji, Genel Cerrahi, Radyoloji, Patoloji ve Onkoloji Uzmanları birlikte çalışır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri tedavisinde başlıca şu tedavi yöntemleri kullanılır.

  • Cerrahi tedavi
  • Kemoterapi
  • Işın tedavisi (radyoterapi)
  • Hedefli tedaviler

Bağırsak Kanserinin Cerrahi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tümörü ve lenf bezlerini çıkartmaya yönelik cerrahi işlem, bağırsak veya kolon kanserleri için en yaygın olarak tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat öncesinde bağırsak hazırlığı veya bağırsak (kolon) temizliği uygulanır. Ameliyat öncesinde, enfeksiyondan korunmak için antibiyotik ve bağırsak kanseri hastalarında sıkça rastlanılan damarlardaki pıhtılaşmayı önlemek içinse düşük molekül ağırlıklı heparin (kan sulandırıcı) uygulanır.

Bağırsak kanseri ameliyatı, laparoskopik cerrahi (kapalı ameliyat) veya açık cerrahi yöntemlerinden birisi ile gerçekleştirilebilir. Laparoskopik cerrahi yöntemi, birkaç küçük delikten kalın bağırsak kanserinin alınması ve farklı bir bölümünden az daha büyük bir kesi yaparak tümörlü kalın bağırsağın bir torba içinde deriye temas ettirilmeden (bölgesel tümör ekimini önlemek için) dışarıya alınması prensibi ile gerçekleştirilir. Laparoskopik teknik, daha az ağrılı olma, daha erken işe geri dönme olanağı, daha az sıklıkta ameliyat yeri fıtığı belirlenmesi gibi avantajlar taşır.

Çoğu hastada cerrah, kalın bağırsak veya rektumun sağlıklı parçalarını tekrar birleştirilir (anastomoz), ancak bazı durumlarda kalın bağırsağın geçici veya kalıcı olarak karın derisine dikilmesi işlemi (stoma) gerekebilir. Kalın bağırsağın sağ yarısında olan kanserlerde sağ yarısının alınmasına sağ kolektomi veya sağ hemikolektomi adı verilir, kalın bağırsağın sol yarısında olan kanserlerde sol yarısının alınmasına sol kolektomi veya sol hemikolektomi adı verilir. Bağırsağın devamlılığı sağlıklı iki ucun birleştirilmesi (kolo-kolik, kolo-rektal veya kolo-anal anastomoz) ile sağlanır.

Kalın Bağırsak Kanserinin Cerrahi Tedavisi Sonrasında Ne Tür Sorunlar Görülebilir?

  • Ağrı: Bağırsak (kolon) kanseri ameliyatı sonrasında ağrı olabilir, ancak ilaçlarla kontrol altına alınır.
  • Beslenme: Ameliyattan sonra birkaç gün gıda verilmeyip serum tedavisi uygulanabilir.
  • Organ Yaralanmaları: Rahim, idrar torbası (mesane), idrar borusu (üreter), dalak, hazne (vajina) vb. komşu organlarda yaralanmalar olabilir.
  • Damar Pıhtılaşması: Bacak damarlarında pıhtı oluşabilir (emboli veya derin ven Trombozu): Bu Nedenle hastalara ameliyat sonrasında yaklaşık bir ay boyunca varis çorabı giydirilir ve kan sulandırıcı iğneler (düşük molekül ağırlıklı heparin) uygulanır.
  • Yara iltihabı
  • Bağırsak Yapışıklığı: Ameliyata sonrasında ince bağırsaklara temasa bağlı olarak bağırsak yapışıklığı (adhezyon) gelişmesi
  • Anastomoz Kaçağı: Birleştirilen kalın bağırsak uçları ayrışıp, sızıntı yapabilir, bu duruma anastomoz kaçağı adı verilir. Bazen, basit bir kateter yerleştirilmesi ile bu durum düzeltilebilirken, bazen ikinci bir girişimle bağırsağı deriye ağızlaştırmak (stoma işlemi) gerekebilir.
  • Cinsel Sorunlar: Rektum kanseri ameliyatları sonrasında özellikle erkek hastalarda sertleşme (ereksiyon) kusuru ve cinsel ilişki sonrasında boşalamama (retrograd ejakülasyon) gibi bazı cinsel sorunlara rastlanabilir.

Kalın Bağırsak Kanserinin Kemoterapi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Kanser hücrelerinin öldürülmesi ve çoğalmalarını önlemek için kanser ilaçlarının toplar damar yolu ile uygulanmasına sistemik kemoterapi adı verilir. Buna karşın, direkt olarak bir organ yada bir vücut boşluğuna (karın boşluğu içine) kemoterapi verilebilir, buna da bölgesel kemoterapi denilir. Karaciğere sıçrama (metastaz) yapan tümörlerde ise karaciğerin atar damarının (hepatik arter) içine ilaç verilebilir ve bu işlem de kemo-embolizasyon olarak adlandırılır. Ameliyat sonrasında uygulanan kemoterapi tedavisine adjuvan kemoterapi adı verilir ve sıklıkla 2. ve 3. evre kalın bağırsak kanserlerinde uygulanır. Bazı 4. evrede olan kalın bağırsak kanserlerinde ameliyat öncesinde tümör çapını küçültmek ve cerrahi girişimin başarısını arttırmak amacı ile kemoterapi uygulanır ve buna da, neoadjuvan kemoterapi adı verilir.

Kemoterapi genellikle, iki veya daha fazla ilacın karışımı şeklinde uygulanır. Kalın bağırsak kanserinde kemoterapi uygulaması, ortalama iki haftada bir ve 6 ay süre ile yapılır. Kalın bağırsak kanseri tedavisinde sıklıkla aşağıda detayları açıklanan FOLFOX, FOLFİRİ ve CapeOX protokolleri tercih edilmektedir. Kemoterapi ilaçlarının uygulanmasını takiben, bulantı, kusma, iştah kaybı, ağızda yaralar, ishal, kansızlık, güneş ışığına hassasiyet, el ve ayaklarda ağrılar, enfeksiyonlara yatkınlık, kollarda oluşan morluklar, ciltte soyulma ve kabarıklıklar gibi yan etkiler görülebilir. Yan etkilerin sorumlu Onkoloji Uzmanı’na veya tedaviyi yürütmekte olan sağlık ekibine bildirilmesi gerekmektedir. Günümüzde, ilaç sektöründeki gelişmelere paralel olarak, yaşlı hastalarda da kemoterapi tedavisinin çoğunlukla rahatça yapılabildiği gözlemlenmektedir.

Kalın Bağırsak Kanserinin Işın Tedavisi Nasıl Yapılır?

Radyasyon veya ışın tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek ve çoğalmalarını önlemek için yüksek enerjili X ışınlarının kullanımını içerir. Doktorlar radyasyon tedavisini, cerrahiden önce (tümörü küçültmek ve nüks şansını azaltmak amacıyla) veya cerrahiden sonra kullanabilirler. Işınlar dışarıdan (eksternal radyasyon) verilir veya doku içerisine yerleştirilen bazı iğneler ile doku içerisine verilir (internal radyasyon).

Kalın Bağırsak Kanserinin Hedefli Tedavileri Nasıl Yapılır?

Kemoterapinin kanser hücreleri yanında sağlıklı hücrelerde etki etmesi nedeniyle, bu yan etkiden korunmak amacı ile kişiye özel hedefli tedaviler geliştirilmiştir. Sadece o hedefler için özel olarak geliştirilmiş ilaçlarla (monoklonal antikor tedavisi) kanser hücrelerinin vurulmasını amaçlar. Monoklonal antikor tedavisi, bağışıklık sisteminin tek bir hücresinden laboratuvar ortamında üretilen kanser hücreleri savaşacak olan antikorlar ile gerçekleştirilir. Bu antikorlar kanser hücrelerine yapışır, onların büyümelerini ve yayılmalarını engellerler. Monoklonal antikorlar damardan verilir, tek başlarına ilaçları taşırlar, bazı zehirleri ve radyoaktif maddeleri normal hücrelere ulaştırmadan direkt olarak kanser hücrelerine taşıyabilirler.

Kalın Bağırsak Kanserinin Evreleri Nasıldır?

Kalın bağırsak kanserinin ne derecede yayıldığını anlayabilmek için evreleme yapılır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri evrelemesinde daha sık olarak İngiltere’de St. Mark’s Hastanesi’nde patolog olan Dukes’ın 1932’de tanımladığı sınıflama kullanılır.

Ayrıca, 1954 yılında Amerikan Kanser Komitesi (American Joint Committee on Cancer – AJCC) ve Uluslararası Kanser Birliği’nin (Union for International Cancer Control – UICC) ortak olarak belirlediği TNM sınıflamasında ise tümör büyüklüğü T0 ile T4 arasında tanımlanır, lenf düğümü  tutulumu N0-N3 ve metastaz durumu M0-M1 arasında tanımlanır. Evre 1 ile 4 arasında evrelendirme yapılır, 1. evre başlangıç aşamasında ve 4. evre yayılmış tümör anlamına gelir. Ayrıca, patoloji sınıflaması olarak düşük dereceli (low grade) veya yüksek dereceli (high grade) diye bir sınıflama daha kullanılır. Düşük dereceli (low grade) karsinom, mikroskop altındaki görüntünün sağlıklı dokuya daha yakın olduğunu, ancak yüksek dereceli (high grade) karsinom ise kanser açısından daha yüksek riskli anlamında kullanılmaktadır.

Bağırsak Kanseri Karaciğere Sıçrarsa Ne Yapılır?

ABD istatistiklerine göre, kalın bağırsak kanseri tanısı konulduğunda, yaklaşık olarak hastaların % 90’ının bölgesel tümörü olduğu ve % 10’unun ise uzak organlara sıçrama (metastaz) yapmış şekilde olduğu belirlenmiştir.  Kalın bağırsak kanserinin karaciğere sıçrama (metastaz) yapması durumunda en etkin olduğu bilinen tedavi yöntemi metastazların cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Karaciğerdeki metastazların çıkartılması, hastanın durumuna, tümörün yayılımına bağımlı olarak, kalın bağırsak ameliyatı ile aynı seansta veya farklı bir seansta yapılabilir. Karaciğerde cerrahi olarak çıkartılamayacak sayıda metastaz bulunması, metastazların karaciğerin ana damarlarını içine alması nedeniyle tümörün cerrahi olarak tam olarak çıkartılamayacağının belirlenmesi durumlarında veya ameliyata hazırlık öncesi dönemde, metastaz çaplarını küçültmek amacı ile radyofrekans (RF) Tedavisi veya kriyocerrahi (kriyoterapi, dondurma tedavisi) gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilir.

Bağırsak Kanseri Tıkanıklığa Yol Açarsa Ne Yapılır?

Kalın bağırsağın kanser nedeni ile tama yakın tıkandığı durumlarda bağırsak geçişi ameliyat veya endoskopik stentleme (bağırsak içinde açılan şemsiye şeklinde cihaz) yöntemi ile açılabilir. Bazı hastalarda, laparoskopik ameliyata hazırlık veya acil bir cerrahi girişimden kaçınmak için, ameliyata hazırlık aşamasında, endoskopi yolu ile stent yerleştirilerek kalın bağırsak akışı tekrar eskisi gibi sağlanabilir. Bundan sonra, hastanın durumu ameliyat olmaya elverişli ise, birkaç gün içinde laparoskopik veya robotik cerrahi ile ameliyat planlanabilir.  Şayet hastaya ileri yaş veya düşkünlük gibi nedenlerle sadece stent takılıp, cerrahi girişim uygulanmayacaksa, kemoterapi tedavisine alınır.

Bağırsak Kanserinde Tedavi Sonrası İzlem Nasıl Gerçekleştirilir?

Düzenli kontroller sağlık durumundaki değişikliklerin fark edilmesini sağlarlar. Kontroller, doktor muayenesi, dışkıda gizli kan testi, kolonoskopi, akciğer grafileri ve laboratuvar testlerini (tümör markerları, kan sayımı vb.) içerir.

  • CEA Testi: İlk iki yıl için her 3 ayda bir, daha sonra 5 yıla kadar her 6 ayda bir gerçekleştirilir.
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT): İlk Üç yıl süresince her 6 ile 12 ayda bir gerçekleştirilir.

Bağırsak Kanserinin Tekrarlaması Durumunda Ne Yapılır?

Bağırsak kanseri tedavi sonrasında, sadece bölgesel nüks yapabilir, bu durumda öncelikle cerrahi tedavi düşünülür. Kanser uzaktaki organlara sıçrama (metastaz) yapabilir ki bu durumda öncelikle kemoterapi veya hedefli tedaviler planlanır ve şayet tümör çapında ufalma belirlenirse cerrahi tedavi (ameliyat) önerilir. Bağırsak veya kolon kanserinin en sık sıçrama (metastaz) yaptığı organ karaciğerdir. Genellikle, patolojik inceleme sonucunda belirlenen az differansiye kanserler (% 20-50 sıklıkta) ve genç nüfusta görülen müsinöz kanserlerin (% 10-50 sıklıkta) seyrinin diğer tümörlere göre daha kötü olduğu çeşitli araştırmalar sonucunda saptanmıştır.

Bağırsak Kanseri Tedavisinin Sonuçları Nasıldır?

Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre, 2012 yılında dünya genelinde 8.2 milyon kansere bağlı ölüm saptanmış ve bunların 694,000’i ise bağırsak kanseri ve rektum kanseri nedeni ile gerçekleşmiştir. Tüm evrelere göre kalın bağırsak kanseri için beş yıllık ortalama sağ kalım oranı, 1975 yılında % 51 iken, 2006 yılında % 66 düzeyine çıkmıştır. Erken evre tümörlerde, beş yıllık sağ kalım oranını % 90 civarına çıkmıştır.

Prof. Dr. Korhan TAVİLOĞLU
Proktoloji Uzmanı

 

 

 Kaynaklar

 

  1. Nakamura Y, Soma T, Izumi K, et al. Screening of chronic radiation proctitis and colorectal cancer using periodic total colonoscopy after external beam radiation therapy for prostate cancer. Jpn J Clin Oncol 2021 Apr 23:hyab056. doi: 10.1093/jjco/hyab056.
  2. Abdel-Motaleb AI, Azzazy HM, Moustafa A. Toward Colorectal Cancer
  3. Biomarkers: The Role of Genetic Variation, Wnt Pathway, and Long Noncoding RNAs. OMICS 2021 Apr 22. doi: 10.1089/omi.2020.0231.
  4. Greiner B, Gandhi R, Abrol R, et al. National disparities in colorectal cancer  screening in patients with comorbid conditions: an analysis of the Behavioral Risk Factor Surveillance System. J Osteopath Med 2021 Apr 23. doi: 10.1515/jom-2021-0066.
  5. Challine A, Lazzati A, Katsahian S, et al. Colorectal screening: We have not caught up. A surge of colorectal cancerafter the coronavirus disease 2019 (COVID-19) pandemic? Surgery 2021 Apr 20:S0039-6060(21)00213-0. doi: 10.1016/j.surg.2021.03.021.
  6. van der Meulen MP, Lansdorp-Vogelaar I, van Heijningen EM, et al. Nonbleeding adenomas: Evidence of systematic false-negative fecal immunochemical test results and their implications for screening effectiveness-A modeling study. Cancer 2016; 122 (11): 1680-1688.
  7. Schoen RE, Pinsky PF, Weissfeld JL, et al. Colorectal-cancer incidence and mortality with screening flexible sigmoidoscopy. New Engl J Med 2012; 366: 2345-2357.
  8. Segnan N, Armaroli P, Bonelli L, et al. Once-only sigmoidoscopy in colorectal cancer screening: follow-up findings of the Italian Randomized Controlled Trial–SCORE. J Natl Cancer I 2011; 103: 1310-1322.
  9. Hamilton W, Lancashire R, Sharp D, et al. The risk of colorectal cancer with symptoms at different ages and between the sexes: a case-control study. BMC Med 2009; 7: 17. doi: 10.1186/1741-7015-7-17.
  10. Bingham SA, Day NE, Luben R, et al. Dietary fibre in food and protection against colorectal cancer in the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition (EPIC): an observational study. Lancet 2003; 361: 1496-1501.

Bu gönderiyi paylaş