Rektum Kanseri

Rektum Kanseri

Rektum Kanseri Nedir?

Kalın bağırsağın makat kanalına (anal kanal) açılan bölümüne rektum adı verilir ve bu bölümden kaynaklanan kanserler de, rektum kanseri adını alır. Rektum organı, kalın bağırsağın son bölümü olup, sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin önünde yer alır.

Rektum’un Bölümleri Nelerdir?

  • Üst rektum: makat girişinden itibaren 10 cm’den ilerisi
  • Orta rektum: makat girişinden itibaren 6-10. cm’ler arası
  • Alt rektum: makat girişinden itibaren 4-5. cm’ler arası.

Alt rektum kanserleri, halk arasında sıklıkla makat kanseri olarak adlandırılmasına rağmen, makat kanserlerinden özellikleri ve tedavileri farklıdır.

Rektum Kanserleri Ne Sıklıkta Görülür?

  • Dünya genelinde yılda 1.2 milyon ve Avrupa’da yılda 140.00 adet yeni rektum kanseri olgusu belirlenmektedir.
  • Yaşam boyu rektum kanseri gelişme riski % 5-6 olarak belirlenmiştir.
  • Kalın bağırsak kanserleri ve rektum kanserleri (kolorektal kanserler), tüm kanserlerin % 10’unu oluşturular.
  • Rektum kanseri, kalın bağırsak kanserlerinin % 20’sini oluşturur ve % 10’unun ise rekto-sigmoid bölgede yerleştiği bilinmektedir. Böylelikle, rektum kanserleri, kalın bağırsak kanserlerinin 1/3’ünü oluşturur.
  • Rektum kanseri, erkeklerde kadınlara oranla 1.4 kat daha sıktır ve sağ kolon kanseri ise kadınlarda daha sık görülür.
  • Rektum kanserinin sıklığı 35 yaşından sonra artmaya başlar. Hastaların % 90’ı 50 yaşın üzerindedir.
  • Rektum kanseri olgularının sadece % 0.1’lik bölümü, 20 yaşın altında ve % 1’i ise 20-34 yaş aralığındadır.

Rektum Kanserinin Hangi Tipleri Vardır?

Rektum kanseri patolojik sınıflamaya göre: % 98’i adenokarsinom, % 1.3’ü lenfoma, % 0.3’ü sarkom ve % 0.4’ü karsinoid tümör şeklinde görülür. Makata yakın olan rektum tümörleri ise skuamöz hücreli karsinom türünde olur. Kalın bağırsak hücreleri her 6 günde bir yenilenir.

Rektum Kanseri İçin Risk Faktörleri Nelerdir?

Rektum kanseri hastalarının % 75’inde herhangi bir risk faktörü yoktur.

Diyet: Kırmızı et ve yağdan zengin diyetle beslenme, rektum kanseri için risk faktörü oluşturur. Buna karşın, liften zengin ve hayvani yağdan fakir diyet ise, dışkıyı yumuşatır ve kanser için risk faktörlerini azaltır ve böylelikle rektum kanseri açısından koruyucudur.

Ailede kalın bağırsak kanseri: Rektum kanseri hastalarının sadece % 5-10’unda ailede kalın bağırsak kanseri öyküsü vardır. Rektum kanserinin birinci derecede aile bireylerinden birisinde olması riski 2.4 kat, birden çoğunda olması ise 4.3 kat arttırır. Birinci derecede aile bireyinde rektum kanseri 45 yaşın altında görülürse, rektum kanseri riski 12 kat artar. Ailesinde kalın bağırsak kanseri olan kişilerde kolonoskopi ile taramaya 50 yaş yerine, 40 yaşta başlamak gerekir.

Kalın bağırsak polipleri: Rektum kanserlerinin % 20’sinde kalın bağırsak polipleri vardır. Kalın bağırsağın herhangi bir bölümünde kanser olan kişilerin aynı anda kalınbağırsağın diğer bir bölümünde de polip gibi bir sorun görülme olasılığı % 30’dur ve bu durum ‘’senkron tümör’’ ad verilir. Takip kolonoskopilerinde bu hastaların yaklaşık % 50’sinde yeni kalın bağırsak polipleri geliştiği gözlenir. Kalın bağırsağından polip alınan kişilerde kalın bağırsak veya rektum kanseri yönünden riski, sağlıklı nüfusa oranla 3-8 kat daha fazladır. Kalın bağırsağında polip belirlenen kişilerde 1-3 yıl içinde kontrol kolonoskopisi  gerekir ve kontrol kolonoskopisinin normal bulunması durumunda ise, 5 yıl sonra kolonoskopi tekrarlanır.

Kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser: Rektum kanserlerinin % 6’sında görülür. Kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanserde (HNPCC) ise 2, 3 ve 7. kromozomlarda bozukluk vardır. Bu hastalarda normal nüfustaki kadar polip vardır, ancak kanserleşme eğilimi daha fazladır. Bu hastalarda rahim, mide, tiroid, ince bağırsak, böbrek ve beyin kanserleri daha sık olur. Nonpolipozis kolorektal kanserli (HNPCC) hasta grubunda 20-40 yaş arasında her 1-2 yılda bir ve 40 yaştan sonra yılda bir kolonoskopi yapmak gerekir.

Ailevi (familyal) adenomatöz polipozis (FAP): Familyal adenomatöz polipozis (FAP) kalıtsal yolla iletilen bir hastalık olup, kalın bağırsak (kolorektal) kanserlerininin % 1’ini oluşturur. ‘’F’’ harfi familyal yani ailevi kelimesinin kısaltması, ‘’A’’ harfi belirlenen poliplerinin türünü ifade eden adenomatöz kelimesinin kısaltması ve ‘’P’’ harfi ise çok sayıda polip’i ifade eden polipozis kelimesinin kısaltmasıdır. APC geni adı verilen FAP geni, 5. kromozomun uzun bacağında yer alır. Ailesinde FAP hikayesi olan kişilerde genetik tarama testleri yapılabilir, bu testlerin tanı değeri % 80 kadardır.

İltihabi bağırsak hastalığı: Rektum kanseri hastalarının sadece % 1’inde iltihabi bağırsak hastalığı görülür. Yaygın iltihabi bağırsak hastalığının 8 yılı ve bölgesel iltihabi bağırsak hastalığının 15 yılı dolduran hasta grubunda her 1-2 yılda bir kolonoskopi ile kontrol gerekir.

Alkol: Günde 30 gramdan fazla alkol alımı

Sigara

Yaş: 50-75 yaş arası kişiler

Safra kesesinin alınması: Safra kesesi alınması (kolesistektomi) ameliyatından sonra bağırsağa kanser açısından risk oluşturan safra asitlerinin geçişi artar. Böylelikle, safra kesesi ameliyatı sonrasında bağırsak kanseri gelişme riskinin % 40 oranında arttığını belirlemişlerdir. Safra kesesi alınan hastaların, bağırsak kanserinden korunmak için, liften zengin beslenmeleri, kırmızı eti haftada 500 gramın altında tüketmeleri ve düzenli olarak 5-10 yıllık aralıklarla kolonoskopi tetkiki yaptırmaları önerilmektedir.

Kalın bağırsak kanseri: Hastaların % 2-5’inde farklı bir bölgede kalın bağırsak kanseri gelişebilir. Kalın bağırsak kanserli hasta grubunda bir yıl sonra kolonoskopi ile kontrol gerekir. Kontrol kolonoskopisinin normal bulunması halinde tekrar 3 yıl sonra, buda normal bulunursa, her 5 yılda bir kolonoskopi tetkiki ile takibe devam edilir.

Makat siğili: Makat siğili (anal kondilom) kısaca HPV olarak adlandırılan human papiloma virüsü ile bulaşır ve tedavi edilmezse daha büyür. Bilinen 130’un üzerinde HPV tipi mevcuttur. Sıklıkla HPV veya ‘’human papilloma virüs’’ HPV-6, HPV-11, HPV-16 veya HPV-18 olarak adlandırılan virüslerle bulaşır. Bu virüslerden HPV-16 ve HPV-18’in kanserleşme riski içerdiği (onkojen virüs) ve makat kanserine neden olduğu bilinmektedir. Makat siğili, cinsel temasla bulaşır ve bu nedenle cinsel temasla bulaşan makat hastalıkları içinde sınıflandırılır. Sıklıkla eşcinsel (homoseksüel) erkeklerde görülmekle birlikte, kadınlarda ters (makat yolu ile) ilişki sonrasında görülebileceği gibi, normal cinsel temasla da makat bölgesine bulaşabilir.

Rektum Kanserlerinin Belirtileri Nelerdir?

  • Rektum kanserinin büyük bir bölümünde hiçbir belirti görülmez.
  • Kabızlık: Rektum kanserinde tümörün 5 cm’den büyük olması, ileri evrede olması, lenf bezlerinde kanser tutulumu olması ve uzak organlara sıçramış olması (metastaz) durumunda belirgin kabızlık yakınmasına neden olmaktadırlar.
  • Makattan kan gelmesi: Rektum kanseri hastalarının % 60’ında bulunur. Bunun dışında hastaların % 25’inde dışkıda gizli kan belirlenir. Dışkı ile birlikte mukus (sümüksü akıntı) olabilir.
  • Dışkılama alışkanlıklarda değişiklik: Hastaların % 40’ında dışkılama alışkanlıklarda değişiklik mevcuttur. Her gün düzenli dışkılayan bir hastada kabızlık görülebilir veya hastalarda bazen kabızlık ve bazen ishal ve keçi pisliği şeklinde dışkılama olabilir. Villöz tip rektum tümörlerinde şiddetli ishal ve potasyum düşüklüğü gözlenir.
  • Dışkılama güçlüğü
  • Dışkı çapında incelme
  • Dışkının üzerinde kan görülmesi
  • Dışkının tam boşalmaması
  • Karın ağrısı: Rektum kanseri hastalarının % 20’sinde karın ağrısı görülür. Kısmi bağırsak tıkanıklığı durumunda aralıklarla kıvrandırıcı tipte veya açıklanamayan karın ağrısı izlenir.
  • Kalın bağırsak tıkanıklığı: olguların % 10’unda görülür.
  • İdrar ile ilgili sorunlar: Rektum kanseri hastalarında, sık idrar gitme, idrar yaparken sızlama vb. idrar sorunlarının gözlenmesi sıklıkla tümörün mesane veya prostat organlarına yayılması sonucunda görülür.
  • Demir eksikliği ve kansızlık
  • İştahsızlık: olguların % 10’unda görülür.
  • Kalça kemiğinde ağrı: olguların % 5’inde ve sinirlerin tümör tarafından tutulduğu durumlarda görülür.

Rektum Kanseri Araştırmasında Cerrah Nasıl Muayene Yapar?

Rektum kanseri araştırılırken, makattan anoskopi ile veya parmakla muayene yapılır, bu muayenede ancak 8 cm kadar mesafeye kadar olan bölge incelenebilir. Detaylı bir karın muayenesinde ise, lenf bezlerinde veya karaciğerde büyüme yada kitle varlığı araştırılır.

Rektum Kanseri Tanısı Nasıl Konulur?

  • Kan sayımı
  • Tümör markerları: CEA, CA 19-9
  • Yeni testler: KRAS gen mutasyonu, EGFR (epidermal growth faktör reseptörü) tetkiki
  • Dışkıda gizli kan araştırması
  • Dışkıda DNA araştırması
  • Anoskopi, rektoskopi, sigmoidoskopi veya kolonoskopi ile tümörden biyopsi alınması ve patolojik tetkik
  • İlaçlı kalın bağırsak röntgeni (lavman opaklı kolon grafisi): Geçmiş yıllarda çok yaygın olarak kullanılmasına rağmen günümüzde ender olarak tercih edilir.
  • Sanal kolonoskopi: Tarama testi olarak tercih edilebilir.
  • Bilgisayarlı tomografi: Göğüs ve karın için yapılarak metastaz araştırılır.
  • Manyetik rezonans görüntüleme: MR, MRG ve MRI adları ile de anılır. Kanserin, rektum komşuluğunda yer alan; prostat, mesane, lenf bezleri, kalça, kuyruk sokumu kemiği, leğen (çatı) kemiği ve pelvik taban kasları ile ilişkisi araştırılır. Lenf bezlerindeki tümör yayılımını göstermede doğruluk oranı % 85 civarındadır.
  • Endorektal ultrasonografi (endosonografi, ERUS): Endoskopi ile endoskopist tarafından, veya ultrason probu ile bir radyolog tarafından yapılır. Lenf bezlerindeki tümör yayılımını göstermede doğruluk oranı % 55-75 civarındadır.
  • Karaciğer fonksiyon testleri: ALT ve AST ile karaciğere sıçrama (metastaz) araştırılır
  • PET scan (metastaz araştırması için)

Rektum Kanseri Evrelemesi Nasıl Yapılır?

Rektum kanseri evrelemesinde daha sık olarak İngiltere’nin St. Mark’s Hastanesi’nde patolog olan Dukes’ın 1932’de tanımladığı sınıflama kullanılır.

Dukes Sınıflaması

  • Dukes A: sadece rektum içinde yer alan kanser
  • Dukes B: rektum duvarı dışına taşan kanser
  • Dukes C: rektum kanserinin bölgesel lenf bezlerine yayılması
  • Dukes D: uzak organlara (karaciğer vb.) sıçrama (metastaz) yapan tümör

Rektum Kanserinin İlerleme Hızı Nasıldır?

Bağırsak poliplerinden kaynaklanan kanser olgularında, bu sürenin ortalama 10 yıl (5-15 yıl) aldığı bilinmektedir. Tümörlerin ilerleme durumu; tümörün evresi, hücresel türü, hastanın vücut direnci, yaşı gibi pek çok faktöre bağlıdır ve bu nedenle kesin olarak ilerleme hızını belirtebilmek mümkün değildir.

Rektum Kanseri Nasıl Yayılır?

Rektum kanseri toplar damarlar (portal ven) aracılığı ile karaciğere veya lenf damarları yolu ile rektum etrafındaki lenf bezlerine veya leğen kemiğine yayılabilir.

Rektum Kanseri Tedavisi Nasıl Yapılır?

Rektum kanseri tedavisinde asıl tedavi ameliyat (cerrahi) ve ek tedaviler olarakta, ışın tedavisi (radyoterapi) veya ilaçla kanser tedavisi (kemoterapi) yer alır. Radyoterapi ve kemoterapi ameliyattan önce (neoadjuvan tedavi) veya ameliyattan sonra (adjuvan tedavi) uygulanabilir.

Rektum Kanseri Tedavisinde, Ameliyat Öncesinde Uygulanan (Neoadjuvan) Radyoterapi Ve Kemoterapinin Avantajları Nelerdir?

1.Ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisinin (neoadjuvan radyoterapi), tümör evresini geriletme, cerrahi başarı şansını arttırma, dışkı tutma kasını (sfinkter) koruma şansını arttırma ve lokal nüks oranını azaltma gibi avantajları vardır. Özellikle T3 ve T4 tümörlerde neoadjuvan radyoterapi ve kemoterapi tercih edilir.

2.İkinci veya üçüncü evredeki bir rektum kanseri olgusunda ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) lokal nüksü azaltmakla birlikte, uzak metastaz oranını düşürmez, sağ kalım oranını arttırmaz, cinsel komplikasyonları azaltmaz, kolostomi gereksinimini azaltmaz ve ameliyat sonrası enfeksiyon oranını arttırabilir.

3.Büyük çaplı ve lenfleri yaygın olarak tutan tümörlerde ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) ve kemoterapinin avantajı vardır.

4.Ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) daha iyi oksijenlenen, radyoterapinin dokuda daha fazla etki etme ve ince bağırsakta daha az ve delinme yapma gibi avantajları vardır. Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinde (adjuvan radyoterapi) dokuların daha az oksijenlendiği bilindiğinden radyoterapinin dokulara daha az etki ettiği bilinmektedir. Ameliyat öncesinde yapılan ışın tedavisinin (neoadjuvan radyoterapi) dezavantajı cerrahi tedavide gecikmeye yol açmasıdır, ancak kar ve zarar dengesi içinde değerlendirildiğinde lenf bezlerine sıçramış olan alt seviyeli rektum kanserlerinde neoadjuvan radyoterapinin yeri günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmış ve rutin olarak uygulanmaktadır. Genellikle, ışın tedavisinin (radyoterapi) bitiminden itibaren 2-3 hafta içinde hastanın ameliyata alınması hedeflenir.

5.Rektum kanseri tedavisinde ameliyat öncesinde uygulanan radyoterapi ve kemoterapiyi kısa süreli (2 hafta) veya uzun süreli (6-8 hafta) uygulayan ekipler vardır.

Rektum Kanseri Tedavisinde Başlıca Hangi Ameliyat Teknikleri Uygulanır?

  1. Aşağı (low) anterior rezeksiyon: low anterior rezeksiyon veya ultra-low anterior rezeksiyon alt grupları da vardır.
  2. Kolo-anal anastomoz tekniği
  3. Abdomino-perineal rezeksiyon veya Miles ameliyatı
  4. Lokal veya transanal eksizyon
  5. Transanal endoskopik mikrocerrahi (TEM)

Rektum Kanseri Ameliyatında Sfinkter Korumayı Güçleştiren Faktörler Nelerdir?

  • Aşırı şişmanlık (morbid obezite)
  • Erkek hasta
  • Ameliyat öncesi dışkı tutamama (inkontinens)
  • Makat kaslarının (anal sfinkter) tümör tarafından tutulması
  • Tümörün makata 5 cm mesafede yerleşimidir.

Rektum Kanseri Ameliyatında Kolostomiden Kaçınmada Hangi Faktörler Etkilidir?

Rektum kanseri ameliyatında kolostomiden (bağırsak kesesi) kaçınılan ameliyatlara sfinkter koruyucu ameliyatlar adı verilir. Bu ameliyatlarda:

  • Cerrahın eğitimi
  • Cerrahın yaptığı kalın bağırsak ameliyatı sayısı
  • Hastanın neoadjuvan kemoradyoterapi alması sfinkter koruyucu ameliyat kararını etkiler.

Rektum Kanseri Ameliyatı İle İlgili Genel Bilgiler

  • Ortalama ameliyat süresi: 3-4 saat
  • Açık ameliyata dönme oranı: % 15
  • Komplikasyon oranı: % 30
  • Ortalama hastanede kalma süresi: 7-10 gün
  • Tekrar hastaneye yatış gereği: % 15
  • Ölüm oranı (mortalite): % 4

 Rektum Kanseri Ameliyatları Sonrasında Ne Tür Komplikasyonlar Görülür?

1.Anastomoz Kaçağı: Bağırsak birleştirmesinden (anastomoz) sonra karın boşluğuna sızıntı olması veya anastomoz kaçağı oranı orta rektumda yer alan kanserlerde % 6 ve alt rektumda yer alan kanserlerde % 20 civarındadır. Bu durum karın zarında iltihap sorununa (peritonit) yol açacağından, hastada mevcut değilse stoma uygulamak gerekebilir. Anastomoz kaçağı için bilinen risk faktörleri: erkek cinsiyet, beslenme yetersizliği (protein veya albümin düşüklüğü), ameliyat öncesinde % 10’dan fazla zayıflama, kalp hastalığı varlığı, kortizon kullanımı, ameliyat döneminde kan kullanımı, ileri yaş, obezite, ameliyat öncesinde ışın tedavisi alınması ve makata yakın rektum kanserleri olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sırasında, saptırıcı stoma (ileostomi, kolostomi) uygulanan hastalarda anastomoz kaçağı oranı  % 8-15 aralığında görülmektedir.

2.Yara Enfeksiyonu: % 20 oranında görülür, özellikle Miles ameliyatı uygulanan hastalarda makat derisinde enfeksiyon sorununa rastlanır. Önceden ışın tedavisi yapılan olgularda enfeksiyon oranı % 30-40 düzeyine çıkar.

3.Bağırsak Fistülü: Bağırsak birleştirmesinden (anastomoz) cilde bir sızıntı olmasına bağırsak fistülü adı verilir.

4.Dışkı Kaçırma: % 60’a varan oranlarda gaz veya dışkı kaçırma belirir. Uzun dönemde hastaların % 75’inin dışkı tutma yeteneğinin tamamen normale döndüğü belirlenmiştir. Ameliyat öncesinde ışın tedavisi (radyoterapi) yapılan olgularda daha fazla gaz veya dışkı kaçırma belirlenir.

5.Sık Ve Acilen Dışkılama İsteği (Urgency): hastaların 1/3’ünde görülür.

6.Dışkılama sayısında artış

7.İdrar Yapma Güçlüğü: Hastaların % 10’unda geçici olarak yaşanabilir.

8.İdrar Yolu Enfeksiyonu: % 10 oranında görülür.

9.Cinsel Kusur Gelişmesi: Erkek hastalarda cinsel fonksiyonlarda bozulma olabilir. Bunlar spermlerin dışarı boşalamaması (retrograd ejakülasyon, kuru orgazm) veya sertleşme (ereksiyon) kusurudur. Bu komplikasyon geçmişte gerçekleştirilen ameliyatlarda % 70’e varan oranlarda tanımlanırken, günümüzün gelişmiş cerrahi olanakları ile      % 5 civarına inmiştir.

10.Bağırsak Yapışıklığı

11.Bağırsak Düğümlenmesi

12.Fıtık Gelişmesi: Ameliyat yerinde veya laparoskopik cerrahi giriş deliklerinde (port, trokar) fıtık gelişebilir.  

Rektum Kanseri Ameliyatı Sonrasında Ne Tür Tedavi Uygulanır?

  • Rektum kanseri ameliyatı sonrasında medikal onkolog (kemoterapi doktoru) ve radyasyon onkoloğu (ışın tedavisi yapan doktor) işbirliği ile tedavi devam ettirilir.
  • Hastanın sağ kalımında rektum kanseri ameliyatında 10 taneden fazla lenf bezinin çıkartılmış olması önemlidir. Ameliyat rektum kanseri tedavisinde en etkin yöntem olmakla birlikte onkolojik tedavi yapılmazsa bölgesel olarak kanserin nüks etme olasılığı ortalama % 40’tır.
  • Rektum kanserleri ışın tedavisine (radyoterapi) çok iyi yanıt verir. Işın tedavisi (radyoterapi) ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında verilebilir.
  • Tümörün evresi, lenf bezleri ve damarlardaki metastaz oranı, taşlı yüzük hücreli kanser olması, sınırlarda tümör dokusu kalmaması bölgesel veya metastaz olarak tümör nüksünü belirleyen faktörlerdir.

Rektum Kanseri Tedavisinde, Ameliyat Sonrasında Uygulanan (Adjuvan) Radyoterapinin Avantajları Nelerdir?

Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinin (adjuvan radyoterapi) avantajı ameliyat sırasında alınan parça ile patolojik evreleme yapılabilmesidir. Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinin (adjuvan radyoterapi) dezavantajı ise ameliyat sonrasında komplikasyon olması durumunda ışın tedavisinin gecikmeye uğramasıdır.

Rektum Kanseri Tedavisi Sonrasında Sonuçlar Nasıldır?

  • Rektum kanserinde bir yıllık sağ kalım oranı % 83 (hastaların % 83’ü bir yıldan fazla yaşar) ve beş yıllık sağ kalım oranı % 65’tir. Tarama programları sayesinde 1975 yılında % 52 olan beş yıllık sağ kalım oranı % 65’e yükselmiştir.
  • Erken dönemde belirlenmesi durumunda rektum kanserinde beş yıl sağ kalım % 90 civarındadır.
  • Kadınlarda 64 yaşa kadar bağırsak kanseri ve rektum kanseri belirlenmesi durumunda, sağ kalım erkeklere oranla daha iyidir.
  • Kalın bağırsak kanseri ve rektum kanserine bağlı yılda 500 bin ölüm gerçekleşmektedir. Kansere bağlı ölümler arasında, rektum kanserleri, dünya genelinde üçüncü ve ABD’de ikinci sırada yer alırlar. Kalın bağırsak kanserleri ve rektum kanserleri (kolorektal kanserler), tüm kanserlerin % 10’unu oluştururlar ve aynı şekilde kansere bağlı ölümlerin % 10’undan sorumludurlar.

Dukes A: 5 yıl sağ kalım % 90

Dukes B: 5 yıl sağ kalım % 60-85

Dukes C: 5 yıl sağ kalım % 30-60

Dukes D: 5 yıl sağ kalım % 5-7

Rektum Kanseri Hangi Nedenlerle Nüks Eder?

Ameliyat: Ameliyat sırasında rektum kanserinin tam olarak çıkartılması çok önem arz eder. Burada ameliyat gerçekleştiren cerrahın ve ekibin kanser cerrahisi konusundaki deneyimi ve ameliyat sırasında tümörün tam olarak çıkartılması büyük önem taşır. Tümörün aşırı büyüklüğü, çevredeki damar, sinir ve organları (rahim, hazne, mesane, sidik borusu vb.) ileri derecede tutmuş olması nedeniyle tam olarak çıkartılamaması gibi nedenlerle tekrarlayabilir. Ameliyat sırasında hedeflenen tümörün geriye metastaz veya tümör dokusu bırakılmadan tam olarak çıkartılmasıdır ki bu ‘’küratif rezeksiyon’’ veya ‘’M0 ve R0 rezeksiyon’’ olarak adlandırılır. Bu nedenlerle, bu ameliyatların, kolorektal cerrahi üzerine yoğunlaşmış cerrahlar tarafından gerçekleştirilmesinin, nüks ve sağ kalım açısından avantaj sağladığı bildirilmektedir.

Tümörün Evresi: Tümör nüksü, üçüncü evredeki rektum kanseri olgularında, birinci ve ikinci evredeki rektum kanseri olgularına kıyasla Belirgin Şekilde Fazla Görülmektedir.

Etkili Olmayan Faktörler: Hastanın yaşı, ameliyat öncesinde ışın tedavisi ve kemoterapi uygulanması, tümörün büyüklüğü, tümörün doku (histolojik) tipi, ameliyat sırasında tümörün delinmesi, makata yakın 1 cm kadar tümörsüz sınır kalması ve ameliyat süresi gibi faktörlerin tümör nüksünü etkilemediği çeşitli çalışmalarda vurgulanmıştır.

Prof. Dr. Korhan Taviloğlu
Proktoloji Uzmanı

 

 

 

Kaynaklar

  1. Chudy-Onwugaje K, Huang WY, Su LJ, et al. Aspirin, ibuprofen, and reduced risk of advanced colorectal adenoma incidence and recurrence and colorectal cancer in the PLCO Cancer Screening Trial. Cancer 2021 May 11. doi: 10.1002/cncr.33623.
  2. Park SJ, Lee KY, Lee SH. Laparoscopic Surgery for Colorectal Cancer in Korea: Nationwide Data from 2013 to 2018. Cancer Res Treat 2020 Apr 6. doi: 10.4143/crt.2020.043.
  3. Gérard JP, Barbet N, Gal J, Dejean C, et al. Planned organ preservation for early T2-3 rectal adenocarcinoma: A French, multicentre study. Eur J Cancer 2018; 108: 1-16.
  4. Biviano I, Balla A, Badiali D, et al. Anal function after endoluminal loco-regional resection by transanal endoscopic microsurgery and radiotherapy for rectal cancer. Colorectal Dis 2017 Mar 17. doi: 10.1111/codi.13656.
  5. Ludmir EB, Palta M, Willett CG, et al. Total neoadjuvant therapy for rectal cancer: An emerging option. Cancer 2017 Mar 10. doi: 10.1002/cncr.30600.
  6. Engineer R, Ostwal V, Arya S, et al. Additional chemotherapy and salvage surgery for poor response to chemoradiotherapy in rectal cancers. Asia Pac J Clin Oncol 2017 Mar 17. doi: 10.1111/ajco.12660.
  7. Bird T, Michael M, Bressel M, et al. FOLFOX and intensified split-course chemoradiation as initial treatment for rectal cancer with synchronous metastases. Acta Oncol 2017 Mar 16:1-7. doi: 10.1080/0284186X.2017.1296584.
  8. Wu H, Jiang F, Yue H, et al. A dosimetric evaluation of knowledge-based VMAT planning with simultaneous integrated boosting for rectal cancer patients. J Appl Clin Med Phys 2016; 17 (6): 78-85.
  9. Sharp L, McDevitt J, Brown C, et al. Association between smoking at diagnosis and cause-specific survival in patients with rectal cancer: Results from a population-based analysis of 10,794 cases. Cancer 2017 Mar 15. doi: 10.1002/cncr.30583.
  10. Sun W, Li G, Wan J, et al. Circulating tumor cells: A promising marker of predicting tumor response in rectal cancer patients receiving neoadjuvant chemo-radiation therapy. Oncotarget 2016 Jul 28. doi: 10.18632/oncotarget.10875.

 

Bu gönderiyi paylaş